Özgür Çalışan Kadın Olmak

Hayatım boyunca Sosyal hayatın İçinde Aktif olmayı seven biri olarak bir gün;
Okuduğum Okuldan evime dönerken arabanın içinde bir an düşüncelere daldım. Ve aramızda bir şeyler var gibi hissettiğim hukuk fakültesinden arkadaşımla sohbet ederken verdiğim önemli bir karardı…
Beğendiğim bu arkadaşım biraz geleneksel yaklaşımcı; bayanın çalışmamasına olumsuz bakan biriydi. ve kadınları da hafiften aşağılayan yok o etek çok kısa olmuş gibi lafları olan bir tipti. Yada ben öyle hissediyordum…
Ve ben aldığım önemli kararla ben “çalışan kendi ayakları üzerinde durabilen ve kimseye boyun eğmeyen Çocuklarıma senin annen ne iş yapıyor dediklerinde benim annem ünlü bir ceza avukatı demelerini istedim. Utanılacak bir şey değildi ama ben benim annem ev hanımı demek hoşuma gitmiyordu…Ve kadının çalışma hayatında girdiğini hissettiğim o yıllar hata benim bile çocuk olduğum zamanlar ben bile rahatsızlık duymam etkili olmuştu…
O zaman yaptığım bu seçim eğitim hayatım, iş hayatım derken ilerlerdi. Ve yaşamımın ilerleyen aşamasında bilinçli bir şekilde uzak seçimler yapmama sebep oldu…
Bende sonunda evlendim. ve kendi aile hayatımı kurdum…Ve biriciğim canım oğlumu kucağıma aldım. Ege hayatıma öyle bir girdi ki ben artık kendimi sorgulamaya başladım.
Geçmişe baktığımda çalışan anne olacağım diye verdiğim karar çalışan anneliğin bedellerini de düşünmek istedim…
Aslına bakarsanız bu gün ve gelecekte bile fark edeceğim çok şey olacak.
Ve Bugün fark ettiğim ama yaşarken anlamadığım bazı detaylardan bahsetmek istiyorum sizlere…Her insanın hayat şarkısı farklıdır. Ama herkese hazırda yaşanmış bir örnek olmasını istedim…
Ben Ege dünya ya geldikten sonra çalışan anne olduğum için hep bir tarafımı eksik “hissettirdim” Evet bunu ben kendime yaptım. Belki de kendimi böyle cezalandırmak istedim…
Mesela; Ben çocuğumu ya anneme yada bakıcıya emanet edip işe gittim…
Ege’yi anneme bıraktığım zaman gözüm arkada kalmıyordu. Öyle bir zaman geldi ki Ege’yi anneme bırakıp iş Sebebiyle Fethiye’ye bile gittim…

Ama İstanbul’a Dönüş Yolu benim için  bitmek Bilmedi. Çünkü; Can Parçam Burnumda Tütüyordu…
Bir zaman geldi toplumsal algı ve baskılara katlandım zaten anneliğim konusunda kendimi eksik hissediyordum. Neymiş okuldan geldiğinde çocuğumu karşılayamıyormuşum parka ben götüremiyormuşum…
Ben kendimi eksik hissettikçe kendime daha da yüklendim ve kendimi kendim dillendirdim ve bunu bir süre sonra çocuğumda söylemeye başladı her söylediğinde de içim binlerce kez acıdı…
Aslında bakarsanız haklılık payı var ve ben kendime hale haksızlık yapmaya devam ediyorum.
O zamanları o dakikaları yaşarken bugün olduğu gibi bilinçli ve farkında olmadığım için işimi hayatımın merkezine tutup kalan zamanları Ege’yle ve eşimle paylaşıyordum
Elbette ki bu zamanlar yetmiyordu. Çünkü; Yoğun çalışıyordum kendimi işime adamıştım bu süreçte…
Anne olarak hayallerimde var olan ve yapmak istediklerim vardı fakat çalışan anne olarak yapamadıklarım gerçek…
Benim kadar bilinçsiz bir sistemin içine hapis olan ve yaşayan kimler var acaba umarım yoktur diye düşünüyorum ama eminim vardır ve yapacak bir şey yok diye boş vermişlik duygusu içindedir.
Yaşadıklarından ne öğrendin derseniz; hiçbir kazanç bu yaşanılanlara değmiyor ve o zamanlarda geri gelmiyor. Yaşanan anın yansımasından uzaklaşmak ve dışarıdan bakabilmek önemli önemli, Keşke o zamanlarda bir yaşam koçuna gidip iş hayatımı da bir yandan yürütseymişim… belki de kendime dışarıdan bakabilme fırsatım olup bir şeylerin farkına varıp bu yansımaları da görecektim ve şimdi ki duygularımda pişmanlıklar daha az, iyi ki sözlerim daha çok olacaktı…
Belki de bunları yapmış olsaydım ve bu kadar dürüst davranmasaydım yaşadıklarım ve pişmanlıklarımı dürüstçe paylaşmak konusunu bir kez daha düşünürdüm belki Ege’ye ben seninle ilgilenemedim seninle fazla zaman geçirmek isterdim gibi söylemlerim olmasaydı oğlum bunu belki de normal karşılardı…
Her çocuk gibi çocuğunu okuldan alan anneleri gördüğünde o çocukları içten içe kıskanmasına engel olmazdı ve bu durumda ben kendi elimle beni acıtması için bir sopa vermeseymişim olurdum…
Yaşadıklarımdan bir başka öğrendiğim şey de; ne olursa olsun hayata karşı sağlam basmanı sağlayan bir zemin varsa her şeyin üstesinden geliniyor.
Gerçek bir sevgi temelde yoksa onu inşa etmek ve aranıza almak ve o bağı güçlü tutmak gerekir…
Ben Ege’ye karşı en büyük değer olarak onu koşulsuz olarak sevdiğimi hissettirdim ve o da bunu gerçekten hissetti eminim… Bildiğim ve hala da inanmaya devam ettiğim şey; annesinin başarısız da olsa yanlışlar da yapsa onu ne kadar sevdiğini ve hayatı boyunca seveceğini bilir.
Belki bu söylediğim sizlere şımarık kendini beğenmiş gelebilir tabi ki ama çalışan annelerin vermesi gereken en güçlü duygu bu sevgidir.
Onu yazdıklarımın dışında yaşanacak her türlü şey basit detaylardır…
Çalışan bir annenin suçluluk duygusu içinde çocuğu için yaptığı ve sunduğu maddi şeylere de ekstra dikkat çekmek istiyorum…
Suçluluk psikolojisi içinde Elbette ben de yaptım. Ege’yi sevindirmenin yolu çoğu çocuğun sahip olmadığı oyuncaklar ve birçok şey aldım. Şuan çok abartmadığımı da düşünüyorum ama insanlar tarafından abartıldığımı da
Bir araştırma kapsamında yapılan çocukların en çok neye sevindiğini ilk olarak ebeveynlere sormuşlar ve ebeveynler şunu alınca yada şunu söyleyince cevabını vermişlerdir. Sonrada Çocuklara ebeveynleriniz tarafından sizi en çok ne sevindirdi veya en mutlu olduğunuz an nedir diye sormuşlar ve çocuklarda mutlu oldukları anıları anlatmışlar biri; ailemle gittiğim kayak tatili diğeri; tatilde havuz başında su tabancasıyla su savaşı yaparken havuza düşmem gibi şeyler anlatmışlardır. Bu araştırmadan çıkan sonuç aileleri ile kaliteli vakit geçiren çocukların mutlu olduğu gerçeği…
Psikologlara göre çalışan anne olarak çocukları ihmal ettiğimizi düşünerek, verilemeyen ilgi ve zamanı telafi etmek adına alınan yapılan her şey birer çöptür ifadesi bu saatten sonra bana da gerçekten mantıklı geldi. Bir çocuğu kaç yaşına gelirse gelsin sarılıp kucaklayarak göz temasına geçmek Birkaç dakikadan daha değerli ne olabilir sorusunu aklıma geldi ama geleneksel aile yapılarında belli bir yaştan sonra olmuyor oda ayrı bir konu bana göre sevginin sarılmanın yaşı olamaz…Çünkü sarılmak temas halinde olmak bilimsel olarak kanıtlanmış oksitosin hormonu salgılar…