Beyoğlu’nda Nakliyat

İstanbul a yeni geldiğim zamanlarda keşmekeşin içine düştüğümü anlamam çok uzun sürmedi. Yaşam savaşı veren insanlar ile karşılaşmam an meselesiydi ama benim hayalim bu değildi sebep neydi Hani İstanbul her şeyi hallederdi televizyonlarda ne kadar da renkliydi oysaki.

Bir heves işte gurbete düşmüştüm artık dönüş var mı yok mu hiç bir şey belli değildi. Tek bildiğim Beyoğlun da tutacaktım evimi ünlülere yakın olacaktım ki o kadar hızlı şöhret olayım. Düştüm yollara geldim Beyoğlu na ev bakıyorum ama aman Allah’ım!!! Köpeğimi koymaya cesaret edemem havasızlık rutubet verem olur hayvancağız., diye derin derin düşünüyorum. Her girdiğim evden çıkıyorum utanıyorum pes ediyorum Hani ünlüler nerede? Elbette el vermedi cebimizdeki üç kuruş para amca oğlu bana baktı ben ona teslim olmayacaktık Ya İstanbul Kazanacaktı Ya Biz önce kalabalık bir eve çıktık yaşam demeye bin şahit işte. Standartların çok altında hatırladıkça duvardan yüzüme çarpan rutubetin kokusu hala burnumun deliğini sızlatır. Kısa sürede iş bulduk varoşta ki kahvehanenin kapısında nakliye nöbeti sabahın ayazında girdik sıraya ekmek parası işte gocunulmaz dedik vurduk dibe ama yılmadan yıkılmadan yenilmeden silinmeden yeni yeniden hep dim dik şimdi ayaktaysam o nakliye sırasındaki ayazın iliklerime her işlediğinde kendime söz verişim Ben en büyük olacağım.

En büyük evden eve Nakliye Şirketlerinden Birinin Hayat Hikayesi Vazgeçmemiş Başarmış hiç bir şey için geç değil haydi yerinde sayma.