90 Larda Çocukluk

90’larda Çocuk olduğum için ve o nesilin tüm güzel yanlarını barındırdığımdan ne kadar şanslıyım diye düşünür dururum hep özellikle insanların birbirine duyduğu güven kimseden kötülük beklemeden şiddetin en az olduğu dönemler değil miydi ? Bence tam olarak öyleydi Babasız büyüyen iki kardeştik biz annem hiç bir zaman babamızın yokluğunu bize göstermedi hep bir yanımız eksik olsa da tamamlayanımız sevenimiz sahip çıkanımız her daim vardı.

Annem güzel yürekli kadınım pürü pak’ım Eğer dünyaya bir daha gelseydim yine aynı aileye sahip olmak isterdim. Bu kadar duygusallığın ardından ne diyorduk heh 90 lar Genç odası furyası duvarlarda posterler pop sanatçıları veya rock metal severlerin dinlediği o garip tipli insan modelleri bir dolu resimler kartpostallar mektup arkadaşlığı kulaklarda wolkman daha onlarcası her yanı ile hem özel hemde güzel yıllardı. İlk okul yıllarında annem erkenden kalkar sobayı yakar mavi önlüklerimizi oracıkta ısıtır erkek kardeşimi beni sıcağı yüzümüze vuran sobanın kenarında giydirirdi o külotlu çorap önlüğün altına giydirilir belimize kadar çekilir bir güzel zıplatılırdı 🙂

Önlük yakaları kola yapılır bembeyaz yapardı annem babam olsa o ne yapardı diye düşünürdüm hep İnşaat demiri Ankara sektöründe bilinen bir firmada çalışıyor ayda yılda bir gelirse geliyor görüyorduk sonra bu süre bir hayli uzadı artık hiç göremez olduk aylar yıllar yıllar ayları kovalıyor çocukluk geçiyor en tatlı naif zarafeti ile anılar kalıyordu minicik yüreğimizde…

Annem her türlü işi yapıyor birden fazla iş yerinde çalışarak iki çocuğuna da bakmaya çalışıyordu Bursa küçük geçim zor İnegöl mobilya mağazalarından birine işe başladı gel zaman git zaman halimiz vaktimiz yerine geliyor  annem bir dediğimizi iki etmiyordu okulda hep birincilikler başarılar bir biri ardını takip ediyor annemizi nasıl gururlandırırız diye düşünsekte onun tek dileği bizim sağlığımızın yerinde olmasıydı.

Arkadaşlarım karne korkusu ile evden kaçar yada çamaşır suyu ile notları siler değiştirmeye çalıştırır bizde gülerdik çocukluk işte biz kırığımız olsa da gönül rahatlığı ile götürürdük annem bize kızmazdı onun tek isteği sadece mutlu olmamızdı.

Yaş aldıkça acılarım artıyor içimdeki özlemin yeri büyüyor Baba kız görmeye tahammül edemiyordum annem üzülmesin diye sineye çekiyor tek kelime etmiyordum. Parklardan geçerken kafamı kaldıramıyor salıncakta sallanan bir kız çocuğu ve onu sallayan bir baba göreceğim diye kalbim yerinden çıkacak gibi oluyordu. Gençlik işte içine gömdüğün çocuk bir gün bir yerlerde çıkmaya çalışıyor ve senin elinden hiç bir şey gelmiyor ama en kötüsü etrafında ki herkes sana onu hatırlatıyor ne kadar dolu dolu olsa da yüreğin içerinde ki minik boşluk her zaman kalbini acıtıyor. Sen hep daha fazlasını istiyorsun doyumsuzsun ne eksiğin var sanki hayatını bir an olsun akışına bırak derken 18 Yaşıma geldim bir şekilde büyüdüm öyle yada böyle yılların verdiği olgunluk yaşanan sıkıntılar çekilen acılar yoksulluk ardından gelen lüks hayat detaylar ile kaplı hayatımda tek istediğim çizgilere basmadan yürümek dedim ya içimdeki çocuk hep peşimde. Ankara gözümde büyüyor annem buruk başıma bir iş gelmesinden korkuyor babandır diyor susuyor günler geçiyordu. Bir sabah içimdeki tarifsiz acı ile sırt çantamı hazırlarken buldum kendimi gidiyorum dedim yılların hesabını sormaya gidiyorum tutmadı meleğim kardeşim dünyadan bir haber gibiydi yada öyle gözükmek istiyordu tek gideceğim dedim otogara giderken hala kalbim sıkışıyor bir şeyler kopuyordu farkındaydım ne kadar acı diyordum bunca yıldır yok çocukluğum yok gençliğim yok geleceğim nerede diye düşünürken uzun uzun yollarda kayboldum kendi içimde…

İnerken sağıma soluma baktım hep bir veda eden hep bir karşılayan olur ya benim yoktu ikisi de bekleyenim vardı alanım yoktu… Ankara araba Kiralama firmalarından biri ile konuşup yola koyuldum hiçbir adres telefon yoktu ama babama sahip çıkan bir ailenin oğlunun telefonu vardı aradım…

+Uğur Merhaba Ayşe ben şeyy babamm

–  Baban mı ? Senin haberin yok mu

+Neyden ne oldu

-Baban hastanede ciddi bir sağlık problemi var

+Hangi hastane ?

– Numune

  • – — —–

Hayatımın bel ki de en uzun telefon görüşmesi en belirsiz ses tonu en soğuk günlerinden birini yaşıyordum umarsızca hastaneye gitsem de kapısından içeri giremedim soğuk koridor duvarlarına sırtımı yaslayıp dizlerimin üzerine çöktüm hiç bu kadar üşümedi içim annem olsa ısıtırdı içeride yatan kimdi tanımıyordum yüzünü getir getir aklına hadi hayır olmuyor Peki benim yüzüm yüz maskesi takmış ciddiyetsiz film karakteri bakışlarım nasıl girecektim içeri bu halde.

+Hanımefendi iyimisiniz ?

– Şeyyy iyiyim hasta nasıl

+Hangi hasta

-Murat Yasan

+ Kimsesiz dediler siz neyi oluyorsunuz ?

Cevapsız sorular birbiri ardına yükleniyordu sıra sıra görebilir miyim? kızıyım dedim hemşirenin yüzündeki o anlamsız bakış tepeden tırnağa tüm vücudumu kaplayan titreme ile kapı kolunu tutabildim aşağıya doğru çekerken yaşadığım 18 yıllık ömür ellerimin arasından kayıp giderken gördüğüm manzara ile hayatın sillesini tokat gibi yüzümde hissettim Ankara ayazında ben alev alev yanmaya başladım içimden fışkıran alev yanaklarım ve kulaklarımı kıpkırmızı etmeye yetmiş gözlerim 40 derece ile yanıyor tek bir damla göz yaşım akmıyordu….

Ayşe diye çınladı sesi odanın dört bir tarafında sıçradı yatağından sarılamadım sesim titriyor bağırmak istesem de inadına kısılıyor benim  yat hadi buradayım diyebiliyordum Öpemedim koklayamadım ömür geçti hayat geçti her şey geçti aktı gitti önümden hissizleştim nötr duygular ben böyle düşünmemiştim ama hayat yine güzel oynadı oyununu Koca bir sessizliğin ardından başını kaldırdı ve şöyle dedi “Filmin Sonu” dedi Kötü bitti babam diyebildim hiç tanımadan hiç sevmeden uzak hissiz kimsesiz yıllarca tek sevdiğin şey içki şişelerindi hani neredeler şimdi hadi söyle gelsinler bizi değiştiğin 100 lük nerede anlatsana biraz neler yaptılar sana içimden geçen onlarca çığlık yüzlerce kelime son kalan günlerin toprağa gömüşüm son hayalin kaş kekova tekne turu ile boğazın mavi sularına açılmak ve bunu gerçekleştirememen bizsiz onca yılın ardından tertemiz hayallere başlayacağını bile bile ölüme gitmen ne kadar acı bir bilsen geride bıraktıkların duygusuz hissiz soğuk duvarlar Şimdi aradan yıllar geçti sen yoksun hiç olmadığın gibi yerinde derin koca bir çukur….