Hayatın Verdikleri

Çocukluğum da güzeldi bu Bakırköy sokakları. Şimdilerde daha gürültülü daha kalabalık sanki. Belkide o zamanın çocukluğuyla fark edememiştik bunca kalabalığı.

Bakırköy de ailemle birlikte yaşıyorum daha doğrusu babam ve ben. Annemi yıllar önce bir trafik kazasında göğsüne bir demir parçasının saplanmasıyla kaybettik. Çok acı bir gündü yıllar geçse de hala atlatamadım. Anne acısı atlatabilinir miydi ki…

Hayatımda ki en büyük kayıplarından biriydi annemi kaybetmiş olmam. Tek dayanağım tüm acılarımın ilacı annemdi. Onu kaybettikten sonra hiç bir yaralarım kapanmadı hiç bir acım dinmedi.

Modern bir aile soyundan gelmişiz. Çok da köklü bir aile yapısı gerçi şimdilerde o köklülük kalmadı ama o zamanlar öyleydi işte. Bu köklü aile soyundan babama Uluslararası çalışan bir şirket bulunmakta. Annemin ölümünden sonra babamın işleri onun için daha önemli hale geldi. Daha doğrusu kendini işlerine adadı denilebilir. Bu durumda bende geri planda kaldım denilebilir. Tabi ki  bu durum beni üzüyor sonuçta annemi kaybetmiştim ve babamdan ilgi beklerdim ama sanırım annemle beraber babamı da kaybettim.

Durumuz çok iyi olabilir istediğimiz her şeye sahip olabiliriz. Ama bir insanın hayatında sevgi, ilgi eksikse aslında her şey eksik demektir. Annemin sevgisini kaybettiğim gibi babamın sevgisini de kaybedince hayatımda her şeyin eksik olduğunu anladım. Mal, mülk, para bunların hiç bir önemi yok hiç bir zaman olmadı zaten. İnsanın sevdikleri olmayınca anlamsız her şey.

Tüm her şeyi kaybedince kendimi severek kendime sevgi aşıladım. Üniversiteye hazırlandım. Baba parasıyla değil hakkımla vakit öldürerek girdim ve kazandım. 4 yıllık üniversitemi bitirdim ama babam gibi sadece kendimi ona odaklamadım. Kitaplarımı okudum, farklı şehirler, farklı insanlar tanıdım. Her zaman dünyaya açık bıraktım kendimi, bağlarımı koparmadan tüm hayallerimi isteklerimi yerine getirdim. İnsanların hedefleri olabilir, bunları başarmak isteyip iyi yerlere gelmek isteyebilir ama bunu yapmak için tek çözümünüz dünyadan insanlardan kendinizi soyutlamak değildir. Kendinizi onlardan soyutlarsanız, hayalleriniz için insanlara sevgi eksikliği hissettirirseniz bir zaman sonra bakmışsınız ki yalnızsınız ve tek sebebi sizlersiniz.

Aslında babamı bu konuda çok uyarmış. Böyle yapmaması gerektiğini hayatımızda hiçbir şeyi değiştirmeden annemi içimizde yaşatmamızı söylemiştim. Ama o kadar uyarıma rağmen babam yine de vazgeçmedi. Evet bunları babamın bana söylemesi gerekirken ben babama söylüyordum. Bu hem annemin bana sevgisiyle verdiği güç hemde yaşadıklarımın benim üzerimde ki yansıttığı olgu.

Düşünmüşsünüzdür şimdi peki sende babandan uzaklaştın mı diye. Bir yerde illaki öyle oluyor ama annemden bana tek kalan şeydi babam. Anneme ihtiyacı olduğu gibi onun yokluğunda bana ihtiyacı olabilir. Birbirimize daha çok kenetlenmemiz gerektiğini bu süreç de anladım. Her ne kadar babam bana uzak olsa da benim onu bırakmamam gerekti. Her ne olursa olsun bir babaydı o zaten bir şeye ihtiyacım olsa ilk yanımda olacak ilk koşup gelecek oydu ve ben bir kişiyi daha kaybetmeyi göze alamazdım. Kimi zaman sevdikleriniz sizden uzaklaşmaya çalışsa da hayatınızda büyük bir yeri varsa siz onlardan gitmeyin…