İstanbul’dan Trabzon’a Uzanan Aşk

Uzun zamandır seyahate çıkmamıştım. Üniversite yıllarında tanıştığım oda arkadaşım Trabzon’da yaşıyor. Evlendi ve bir erkek çocuğu oldu. Yine telefonda konuştuğumuz günlerden biriydi. Bu yaz tatilinde bir planım olup olmadığını sordu. Bende Karadeniz Turu yapmak istediğimi söyledim. Oda bana istersen biz müsaitiz gelebilirsin dedi. Ailemle konuştum ve izin verdiler. Ben bir kaç gün hazırlık yaptıktan sonra Trabzon’a gittim. Sabah eşi karşıladı beni. Eve götürdü. Öyle bir yerdi ki başta nasıl zaman geçecek burada diye düşünmedim değil. Çok güzel bir yerdi fakat İstanbul gibi hareketli bir yaşam yoktu. Evin manzarası ucu bucağı görünmeyen Karadeniz’di. Mavi ve yeşilin buluştuğu bir yerdi resmen. Saatlerce bakıp çayımı kahvemi yudumlayabilirdim. İlk günümü arkadaşımla konuşup dertleşerek geçirdim ve aynı zamanda dinlendim. Çok iyi olmuştu, yıllardır yüz yüze görüşemiyorduk. Baya hasret giderdik. Ertesi gün arkadaşımla konuşurken eşinin bir akrabası beni görmüş ve arkadaşımın eşine benimle tanışmak istediğini söylemiş. Arkadaşımın da ısrarı üzerine çocukla bir çay kahve içmeyi kabul ettim.

Çocuğun adı Mustafa idi. Ben arkadaşım ve oğlu ile bir kafede Mustafa ile buluştuk. Konuşmaya başladık. Muhabbet ilerlerken arkadaşım çocuğunun durmadığını gitmek istediğini dile getirdi. Gitmemi istemediğini gözleriyle anlatmaya çalışan Mustafa, biraz daha oturmak istediğini sahile inip yürüyebileceğimizi söyledi. Neyse ki bende kıramadım ve Mustafa ile baş başa kaldım. Sahile indik. Karadeniz ya gerçekten bir başka görüntüsü var. Dalgası ve rengi ile açıkçası beni korkuttu. Sahilde dondurma yedikten sonra beni arkadaşımın evine bıraktı, tabi bırakırken numaramı da aldı. Gece boyu sürekli mesajlaştık, konuştuk. İyi anlaşmıştık Mustafa ile. Trabzon’da beni gezdirmek istediğini söyledi. Bende kabul ettim. Mustafa ile Sera Gölü’ne Atatürk Köşkü’ne, Ayasofya Müzesi’ne ve Uzungöl’e gittik. Her günümüz dolu dolu geçti. Annesi ile tanıştırdı beni. Annesini çok sevdim annesi de beni sevdi. Bir anda ciddi bir yolda ilerlemeye başladık. Bana Karadeniz’e özgü olan peştemal aldı ve saklamamı istedi. Artık Trabzon’dan ve Mustafa’dan ayrılma vakti gelmişti. Sonuçta benimde bir evim ve ailem vardı, gitmem gerekiyordu. O gün çok ağırdı. Ben boynuna sarıldım, ağladım ve otobüse bindim. O kaldığım süre boyunca yağmur yağmayan Trabzon’da yağmur yağmaya başlamış ve Mustafa’dan mesaj geldi “sen gidiyorsun ya gök de ağlıyor”. O an daha çok ağlamaya başladım. Neyse ki araya giren kilometreler bize engel değildi. Görüntülü bir şekilde rahat rahat konuşuyor hasret gideriyorduk.

Bir gün Mustafa İstanbul’a geldi. O beni Trabzon’da gezdirdi bende ona İstanbul’u gezdireceğim. Bakırköy Araba Kiralama ofisine gidip araba kiraladım ve Mustafa’yı otogardan aldım. Güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra İstanbul’u gezdirmeye başladım. Her günümüz dolu dolu geçti ve çok eğlendik. Mustafa Trabzon’a dönmeden onu ailemle tanıştırdım ve ailem de Mustafa’yı çok sevdi. Mustafa’nın Trabzon’a gitme vakti gelmişti. Onu otogara bıraktım ve gitti. Trabzon’a gittiği anda Mustafa evlerinin üst katına bir daire yaptırma kararı aldığını söyledi. Dairenin yapımı için tuğla, inşaat demiri, kum, çimento almış. Dairenin iç dekorasyonunda sürekli benden fikir alıyordu. Ben evimde en çok mutfağa önem veririm. Mutfak tezgahında Çimstone kullanılmasını istedim. Dairenin bitmesine çok az kalmıştı. Bende İstanbul’da hazırlıklarımı tamamlıyordum.

Annem Bursa Ceza Avukatı idi. Bu sebeple hazırlıklarımda çok yardımcı olamıyordu. Hemen hemen tüm hazırlıkları kendim yapıyordum. Mustafa ile hayatlarımızı birleştirme düşüncesi ile tarifi edilmez mutluluk yaşıyorduk. Artık daire bitmişti ve benim hazırlıklarım da tamamlanmıştı. Müsait olduğum bir hafta sonu evi görmeye ve temizlemeye gittim. Ev, artık eşyaların yerleştirilebilecek hali almıştı. İstanbul’a döndüğümde Çekmeköy Evden Eve Nakliyat firmasına gittim ve İstanbul’dan Trabzon’a evden eve nakliyat hizmetlerinin olup olmadığını sordum. Şehirler arası nakliyatının olduğunu söyleyince müsait bir zamanda benim eşyalarımı da Trabzon’a götürmelerini istedim. Zaten eşyalarımın hepsi paket halindeydi. Neyse ki eşyalarım nakliyat aracıyla götürülürken bende Trabzon’a gittim ve eşyalarımın gelmesini bekledim. Çok zordu başka bir şehre yerleşmek, o şehirde düzen kurmak. Ama insan çok sevince bazı şeyleri görmezden gelebiliyor. Eşyalarım geldi ve üst kata taşınması zor olduğundan apartmana yük asansörü kuruldu. Eşyalarım güvenli ve düzenli bir şekilde taşındı. Bizde eşyalarımızı paketten çıkarttık ve evimize yerleştirdik. Ben son düzenlemeleri yaptıktan sonra İstanbul’a döndüm ve düğün hazırlıklarının tamamlanması için hazırlıklara başladım. Çok mutlu olacağımıza inanıyorum. Hayatın en tatlı telaşı içindeyim.