Hayat Boşsa Gerisi Hiç

Hayat bazen tatlıdır sözü insana o kadar samimi bir söz gibi gelir ama hayat her zaman böyle değildir.… Yaşam içerisinde pes ettiğimiz anlar olduğu gibi Zevk aldığımız zamanlarda olur.
İş hayatı içerisinde iki yüzlü insanların sizin üzerinizde yarattığı baskı ve yük sizi hayat içinde pes ettirir.
Aslında hayata yalan diyenlerde var tabi ki ama haksız da değiller Bence hayat da hayat bir sahne … Biz de bu sahnede oyuncularız bazen bir anne bazen bir avukat veya doktor …
Bazen düşünüyorum da hayatın gayesi içinde yok olup gidiyoruz. Kaç kişi şu hayatta yaşamak istediği hayatı yaşıyor
Kaçımız içindeki çocuğu dışarı çıkarıyor.
İçimizde kalan duygular aşklar nerde ?
Bakıyorum da yapmak isteyip de yapamadıklarımız ne kadar çok şey var
Hayatın içinde nelerden vazgeçtik Çünkü; Sırf eşiniz annemiz babamız istedi diye…
Sizce şuan kim isteyerek istediği işte çalışıyor ?
Hayattan beklentileriniz sizi ne kadar tatmin ediyor ?
İnsanların çalışma gayesi sadece para kazanmak mı? Düşünüyorum bu soruları ve cevabım Sevmediğimiz işlerde Çalışırken dışarıdaki milyonlarca işsiz insanı düşünüp bir işim var diye şükrederek…
Yani bildiğiniz hayatın içinde “Polyannacılık” mı oynuyoruz ?
Bazen farkında olmadan.
Ya öğrenciler… Okuldan kursa koşturup duruyorlar… Gençliklerini doyasıya yaşayabiliyorlar mı ? Niye bu koşuşturmaca ? İyi bir gelecek için değil mi… Ama kaçı istediği üniversitede okuyor ? Kaçı istediği mesleği seçebilecek?. Kaçı üniversite tercihlerinde açıkta kalacak…
Hayata nasıl atılacak o çiçeği burnunda çocuklar…
İnsan ömrünün % birkaç kısmı okumakla geçiyor neredeyse.
Örneğin; Kendim Sonra askerlik ve iyi bir iş evlilik derken hayatı yarılamış oluyoruz Tabi ki bu saydıklarımın hayatta artıları oluyordur. Fark edebilene
Eğer hayatımdaki beklentilerim tamamsa evlilik süreci başlıyor.
Toplumun tabir ettiği Helal süt emmiş bir kız ya da bir erkek…Kız tarafı ve erkek tarafının anlaşabilmesini umarak Kazasız belasız bir evlilik süreci…
Ve yapılan evliliği her şeye rağmen sürdürebilmek evresi başlıyor.
Bana göre evlilik uçsuz bucaksız bir dağ yamaçlarına kendini atmaktadır
Sansın yaver gider mutlu olursun yada hayat sana da evlendiğin kişiye de mezar olur.
Bir evliliği Her şeye rağmen sürdürebilmek bu devirde bu toplumda biraz zor neden derseniz; toplumumuzda evli çiftleri ne yazık ki ebeveynler kendi hallerine bırakmıyorlar yok dıdısının dıdısı bunu dedi gibi boş muhabbetlerle uğraşıyorlar.. Aslında ebeveynlerin istedikleri tek şey çocuklarının mutlulukları ama nedense her işe burunlarını sokup çocuklarını mutsuz etmek için her şeyi yapıyorlar 😊 Evlenirsin evliliğin tadını çıkarmana müsaade etmeden büyükler çocuk derler…
Bir çocuğun varsa ikincisi nerde diye sorarlar… Hani zorunlusun ya başkalarını mutlu etmek için Dikkat edin Aslında hayatı hep Başkaları için yaşarız…
Ve el alem ne diyecek diye davranışlarımıza, giydiklerimize bile dikkat etmez gerekir diye düşünürüz.
Örneğin Evinize yaptıracağınız bir parkenin rengi çok uç noktalarda ve siz çok beğendiniz. Ay şimdi gören ne der nasıl karşılar ala ala bunumu aldın derler diye düşünürsünüz..
Nedense hep birilerinin Dediklerine uymaya çalışırız sanki bir kuralmış gibi… Aman Kimse üzülmesin isteriz ama hep üzülen biz oluruz NEDEN ?
Neyse bunlar da geçer… Zaman Su gibi akar gibi kendimizi avutacak sözler buluruz.
Durdurmak istediğimiz anlara ne yazık ki gücümüz yetmez ki…
Birkaç güzel anıların yerini klasik kahve sohbetleri almıştır ne yazık ki…
Yaşanan mutlu günler mazi olur ya Okuldu , ananeydi, babaanneydi, hastaydı, derken… Hop Çocuğun büyümüştür biraz…Bir oh çekersin ve Yaş yolun yarısı olmuştur…. İşte o zaman bir durup düşünürsün… Ben Hayattan ne istemiştim
Ben hayata Ne verdim Şuan Ne alıyorum bana diye…
Ömür dediğin Nedir?.. Ömür; Pamuk İpliğine bağlı bir olgudur der yoluna devam edersin ve bakarsın tedavisi mümkün olmayan bir hastalıkla yolun yarısına ulaşmışsın…
Nefes alamadan belki kan ter içinde kalarak .Hayattan Yoruldun üstüne üstlük… Neler gördün neler geçirdin…Kimleri tanıdın…Kimler girdi hayatına kimler çıktı hayatınızdan Bu kişilerin Kaçı iz bıraktı sen de. Neleri sıkıştırdın yaşamın içine… Örneğin; Aşkı tattın mı ? Kalp kırıklıkların oldu mu ? Hayatını Dolu dolu Gönlünce yaşayabildin mi ?
Yaşadığın şeyleri biran gelip te boş verebildin mi ? Çok mu üzüldün hayatın dikenli yollarında. Hayatın Dikenleri Kalbini kanattı mı ? Şu hayatta Ya silen taraf oldun yada dizleri kanayan kişi…
Senin üzdüklerin kimlerdi ? Güldüklerin kimlerdi ? Eminim kazan taraf olsan bile Ağladığın zamanlarda geldi eminim ki…
Bence ilk önce otur ve düşün Kendim için bugün ne yaptım ve ne yapamadım?
İnsan ömrünün ortalama olarak 65 yaş olduğunu düşünürsek…Emekli olduktan sonra bize kalan zamanları ve isteklerimizi bu zamana atarsak…
Emekli olunca gitmek isteyip te gidemediğimiz seyahatlere arabamıza atlayıp gitmez miyiz.
Evimizde eşinizle keyifli sabah kahvaltılarının hayallerini kurmaz mıyız…
Ama belli bir yaştan sonra başlayan sağlık sorunlarımız olmaz mı?
Her şey gençlikte olduğu gibi olmaz unutmayın… Sonra bir gün arkanızı geçmişe dönüp baktığınız da neler eksik kaldı acaba diye düşüneceğiz…
Bunca yıl göz açıp kapayıncaya kadar nasıl geçtiğini fark etmeye yeni yeni başlarız…….Çocukluğumuz…Gençliğimiz… Ne çabuk yol aldı…
Dolu dizgin… Dört nala…Tozu dumana katan yıllar….
Sırtımıza yükledikleri hayatın yükü kamburumuzda hep kalır… bırakarak Bir gün gelir Hayatımızın şalteri iner ve sonsuzluğa uğurlanırız…
O zaman her yer karanlık olacak ve Hayat tamamen bitecek ve sonsuzluk başlayacaktır.
Uyanamayacağız yeni doğan bir güne bir daha…Güneşin doğuşunu göremeyeceğiz…Oflaya puflaya işe gidemeyeceğiz. Sarılamayacağız çocuklarımıza, öpemeyeceğiz torunlarımızı. Göçüp gideceğiz bu dünyadan… Yapamadıklarımız içimizde kalacak… Kimseler bilmeyecek… Susmayı seçmiştik ya başkalarını mutlu için hatırlıyor musunuz… Ya biz mutlu olduk mu bu dünyada bunu düşünen olacak mı acaba? Belki gözümüz arkada kalacak bıraktıklarımızdan dolayı..
Daha neler yapacaktık acaba hayatın kıskacında… Düşün lütfen bir kez daha Yanımızda götürebildiklerimiz nedir? Cevap vereyim KOCA BİR HİÇ… Yaşadıklarımız hep yanımıza kar kalıyor emin olun…
Ne kadar yaşayabildiysek artık… Hepsi bu sadece bunlardan ibaret…
Bir gün gelip ölüm bizim de kapımızı tıklatacak…
İşte o zaman kara toprakla bütünleşeceğiz, sarmaş dolaş uyuyacağız sonsuzluğa…
Belki bizi sadece Birkaç dost başka kimse hatırlamayacak belki de …
Paylaştığınız bir anı anımsayıp da gözyaşı dökecekler dinlendirici bir ezgiyle hissedeceğiz bir araç olacaktır.…
Bu dünyada Hiç yaşamamışsın gibi. Bu dünyadan geçmemişsin gibi… Soruyorum şimdi size…Hayat sizce de koca bir hiçten ibaret değil mi? Neden bu koşuşturmaca… Neden Hayatın hoşluğuna kapılıp diyoruz…
Herşey İçin Bir Son Var…