Babamın Emekleri Boşa Çıkmamıştı

Babam Çınar Dpf Particle Cleaning Machines firmasında çalışmaktaydı. Ama artık yaşam şartları gün geçtikçe zorlamaya başlamıştı. Yeni sektörle durumu bir hayli zora sokmaktaydı oluşumlar bir hayli farklıydı araçların katalizör temizleme ekspertiz hizmetleri araç giriş çıkışları ve takip derken yorulmuştu artık. İnsan doğduğu yerde değil de doyduğu yerde yaşamalıdır sözünü çokça duymuşuzdur. Babamda bu sözden yola çıkarak Kanada’da uzun yol şoförlüğü için çalışmayı seçti Kanada’nın yaşam standartları çok iyi olduğundan ve bizim eğitimimizi de düşündüğünden ailece Kanada’ya yerleştik.

Babamın seçtiği mesleğin çok zor yanları da yok değildi bazen aylarca bizden uzakta olurdu. Tek isteği ablamla, beni iyi yerlerde görmekti.13 yaşında Kanada’ya gelmiştik. Tabi bunun zorluklarını özellikle dil konusunda çok çektim. Fakat çok kısa sürede bu sorunu da aştım. Amacım kendimden başka babamın da istediğini yerine getirmekti. Ablam iç mimar olmak istiyordu ve tek hayali buydu. Daha küçüklüğünden itibaren legolarla çeşit çeşit evler yapar onların içini koltuk takımları, masa gibi eşyalarla kendine göre tasarlardı. Kanada’ya yerleştiğimizde ablam 16 yaşındaydı.

Ev dizaynı konusunda gerçekten çok zevkliydi. Hatta annem onun zevkine çok güvenir ve ev dekorasyon işini ona bırakırdı. Ablam eski eşyaları yenileme ve yeni tasarlama konusunda da muhteşemdi. Annemin daha anneannemden kalma bir inegöl mobilya koltuk takımları vardı. Çok eski ama bir o kadar da hoş bir modeli olduğu ve aynı zamanda manevi değeri de çok olduğundan annem onu da getirmişti. Ablam bu koltuğu koltuk yüzlerini ve mobilya kısımlarına yeniden renk ve cila yaparak öyle bir değiştirdi ki yeni alınmış mobilyalardan hiç bir farkı kalmamıştı.

Aynı zamanda kullanılan bir koltuk halini almıştı. Ablam koltuk, mobilya, perde, halı derken parke dahil bütün evi elden geçirmişti. Evimiz öyle farklı olmuştu ki tüm komşularımız olsun bizim arkadaşlarımız dahil çok farklı buluyor ve her gelen hayran kalıyordu. Ablam gerçekten bu işi çok iyi yapıyordu. Ablam mimarilerin dış cephe mantolama işlerinden ince inşaat işlerine kadar en ince ayrıntısına kadar ilgileniyordu. Zaten okulda da öğretmenleri çok kısa sürede bunu fark etmişlerdi. Ablamı pek çok ünlü mimar firmaları daha okul bitmeden iş teklifinde bulunmuşlardı.

Ablamın başarısı ile tüm aile gurur duyuyorduk. İstediği mesleği en güzel şekilde yerine getiriyor ve bundan çok haz alıyordu.Bense daha hangi mesleği seçeceğime bir türlü karar verememiştim. Kanada’ya çok alışmama rağmen Türkiye’yi çok özlüyordum. Tabi bunda çok sevdiğim arkadaşlarımı orada bırakmanın etkisi çok büyüktü. Bir gün Türkiye’deki arkadaşlarımdan Ezgi ile konuşurken Ezgi “3 tane dil biliyorsun rehber olsana bu vesileyle sık sık Türkiye’ye de gelmiş olursun” dedi. Aslında bunu hiç düşünmemiştim.

Evet üç dil biliyordum ama bana göre miydi bu meslek? diye düşünmeye başladım. Ablama ve özellikle babama sordum. Babamın fikri çok değerliydi herkesten önce benim için. Babamın dediği tek şey “severek yapacaksan tabi ki olur canım kızım” dedi. Sonra ablamla uzun süre bunu araştırdık, nasıl yaparım diye. İki hafta sonra Ezgi çalıştığı büyük teknolojik firması olan Awox elektronik ve küçük ev aletleri firması için çok iyi derecede İngilizce bilen hatta başka dilleri de biliyorsa süper olur dedikleri ithalat-ihracaat yöneticisi arandığını söyledi. Ezgi’nin iş hukuku avukatı olarak çalıştığı firma çok iyi uluslararası bir firma idi ve benim için kaçırılmayacak fırsattı. Hemen cv mi yolladım. Görüşmeye çok kısa süre içinde çağırdılar.

Ülkemi o kadar özlemiştim ki ilk işim Ezgi ile Kadıköy’e gidip, ilk önce oranın altını üstünü getirerek gezmedik yer bırakmamak olacaktı. Hava çok güzeldi Ezgi hadi gel seninle bir boğaz turu yapalım dedi. Yolda arabasının lastiği patlayınca mobil lastikçi aramak zorunda kaldık. Aksilikler yaşamış olsak da zamanında Kadıköy’e ulaştık.

Kadıköy sahilde duran istanbul bosphorus tours yazan teknelere binerek çok güzel bir boğaz turu yaptık. Gezerken ciğerlerime çektiğim oksijen gibisi yoktu. İnanılmaz bir gün geçirmiştik. Artık Vatanımdaydım ve buradan başka bir yere de gitmeye niyetim yoktu. Ertesi gün iş başvurum kabul edildi ve Ezgi ile aynı evde oturmaya başladım. Hayatımı yoluna koymuş ve ayaklarımın üstünde durur hale gelmiştim.

Bu durumdan o kadar mutluydum ki anlatamam.Ailemle sürekli irtibat halindeydim gezdiğim yerlerden, yaptıklarımdan sürekli haberdarlardı Ablam mimarileri çok sevdiği için onun çok sevdiği Galata Kulesi’ni kanvas tablo yaptırarak ona hediye olarak yolladım. Çok sevinmişti.

Hayatımda bu kadar kararlı tercihler yapmamda ablamın emeği çok fazlaydı. Yaptığım tüm işlerden gurur duyması ise benim için büyük bir övünç kaynağıydı. Ve babamın emekleri boşa gitmemişti. En çokta bunun için seviniyor ve hayata umutla bakmamızı sağladığı için ona sonsuz minnettarım.