Aşkların En Güzeli İlk Aşk

Hiç aşık oldunuz mu? Aşk dünyada yaşanılacak en güzel duygulardan bir tanesi. İlk aşkım Kenan, aynı mahallede beraber büyüdüğümüz yakışıklı ve bir o kadar da karizmatik olan çocuk. Çocukluğumuzdan beri sürekli zaman geçirip, eğlendiğim ve yanında çok huzur bulduğum biri. Fakat hiç bir zaman ne o ne de ben hislerimizi açamadık. Nedeni ise ikimizin de  birbirimizi arkadaş gibi görmesiydi. Halbuki sevgimiz birbirimize karşı hal ve tavırlarımızdan o kadar çok anlaşılıyordu ki…  Herhalde her ikimizde yanlış anlıyoruz diye düşündüğümüzden ve olan arkadaşlığımızı da kaybetmekten korktuk.

Yıl  2007 Lise 3. sınıftayım. O gün içimde bir huzursuzluk. Akşam yemeğinde annem Rıza amcanın bir hafta içinde Almanya’ya iş yüzünden taşınacağını söyledi. Rıza Amca Kenan’ın babası. Uzun zamandır tata servisi firmasında çalışmaktaydı ama asıl işi parke imalatçılığıydı. Almanya’da çok iyi bir yatırımcı bulmuş ve beraber Almanya’da bir fabrika açacaklarmış. Bu yüzden ailece Almanya’ya gitmeye karar vermişler. Ben bunu duyunca ağlamaya başladım.  Artık Kenan’ı göremeyeceğim düşüncesi canımı acıtıyordu. Ve onun güzel yüzünü ve gülüşünü görmek için sadece bir haftam vardı.  Ne yapacağımı bilemez halde onlara gittim. Kapıyı Aysel abla açtı. Kekeleyerek “taşınıyormuşsunuz” dedim. Aysel abla “evet” dedi. “Kenan içeride gir istersen ” dedi.  İçim titreyerek Kenan’ın odasına gittim. İçeri girdiğimde koliler yığılmıştı. Görünen o ki toparlanmaya başlamıştı. Beni göründe o güzel tebessümünü yüzüne yerleştirdi. Bana döndü ve “bende seni görmeye gelecektim yarın” dedi.  Sadece “anladım” diyebildim.  Konuşmaya bile gücüm yoktu. Ağlamamak  ve ona sarılmamak için kendimi zor tutuyordum.  Yanıma yaklaştı ve “son bir haftam var, eğer sende müsaitsen yarını beraber geçirelim mi? diye sordu. Çok sevinmiştim.  Sevinçten sadece “tabii ki” diyebildim.  O gece heyecandan gözüme uyku girmemişti.

Ertesi sabah saat 07:00 buluştuk.  Kenan kiralık araç firmasından çok güzel bir araç kiralamıştı. İlk önce beraber çok güzel bir kahvaltı ettik.  Sonra Eminönü’ne geçtik. Tüm gün sürekli konuştuk. Aslında gözlerimiz o kadar çok şey söylüyordu ki.  Sahile geldiğimizde sahilde duran istanbul tours teknelerini gördüm. Binelim mi? dedim. O güzel gülümsemesi ve kibarlığı ile “binelimmm” dedi. Kenan’la İstanbul’u gezmek ve güzel bir boğaz turu yapmak muhteşemdi. Tur esnasında çalan “Her şey Seninle Güzel” şarkısı çalmaya başladı ve Kenan bana bakarak bizim şarkımız olsun mu ? diye sordu. Çok şaşırmıştım nasıl yani? dedim.  “Ben sana aşığım” dedi. Belki o zamana kadar bu cümlenin gelmesini o kadar beklemiştim ki. Sevinçten ağlamaya başladım ve “ben de sana aşığım” dedim. Ama sevincimle üzüntümü bir arada yaşıyordum. Sonuçta ona tam kavuşmuşken gidecekti.  Sevincimizi gören bir fotoğrafçı o gün bir resmimizi çekti. O günden kalan tek hatıramız bu resimdi.. Güzel bir gün bitmişti.  İkimizde sürekli  mektuplaşacağımıza ve birbirimize kavuşacağımıza söz vermiştik.

Bir hafta çarçabuk geçmişti. Sabah bir gürültü ile uyandım. Tülü araladığımda sokakta bir uluslararası evden ve nakliyat yazan bir tır gördüm.  Anladım ki artık ayrılma zamanı gelmişti.  Kenan taşınıyordu. Bunları düşünürken kapının zilinin çaldığını duydum. Açtığımda Kenan karşımdaydı. “Senden bir şey isteyebilir miyim?” dedi. Yapabileceğim bir şeyse tabi ki dedim.  Senin odanda eski bir koltuk vardı. Onu atacağını söylüyordun, onu bana verir misin? O koltukta seninle bir sürü anımız var dedi. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Haklıydı. Bahsettiği koltuğu dedem Kenan’la biz küçükken rahat televizyon izleyebilelim diye inegöl mobilyası satan bir yerden almıştı. Hiç düşünmeden tabi ki dedim. Sonra birbirimize öyle bir sarıldık ki. Kulağıma eğilip, beni unutma olur mu? dedi. Seni nasıl unutabilirim ki diyebildim. Sonra ona kanvas tablo şeklinde yaptırdığım ikimizin resmi bulunan tabloyu verdim. İkimiz uzun bir süre birbirimize sarıldık ve çok ağladık.

Tır sokaktan çıkarken sanki kalbimi de yerinden alıp götürüyordu. Onsuz ne zaman geçiyordu ne de hiç birşey bana mutluluk veriyordu. Giderken verdiğimiz sözü her ikimizde tuttuk. Sürekli görüştük ve birbirimizden hiç vazgeçmedik. Her yıl yazları geliyor ve o günleri sabırsızlıkla bekliyorduk. Aradan beş yıl geçmişti. Ben üniversiteyi bitirmiştim.  O yaz bana “artık vakti gelmedi mi ?” dedi. “Neyin” dedim. “Tabi ki karım olmanın “dedi. Yüzümdeki sevinç tarifi olmayan bir durumdu. Çok uzatmadan o yıl evlendik. Zaten uzun yıllar birbirimizi beklemiştik. Ne demişler güzel şeyler zorlu yollardan geçer. Bizimki de tam öyle oldu…